Ruh Salığı Ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hatice İmer Aras "Duygu Durum Bozukluğu" Konusunda Önemli Bilgiler Verdi


Hastanemiz Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hatice İmer Aras  “Duygu Durum Bozukluğu” Konusunda Çok Önemli Bilgiler Verdi

 

Bipolar Bozukluk Hastalığında Hasta ve Hasta Yakınlarını Bilgilendirme

Bipolar Bozukluk tedavi edilmediği durumlarda  riskli davranışlar nedeniyle ilişkilere ve kariyere zarar veren ruhsal bir bozukluktur. Bu süreçte kişi ruh halinde maniden depresyona kadar uzanan değişimler yaşar. Bu ruh hali oynamaları arasında, bipolar bozukluğu olan kişinin normal ruh halinde olduğu dönemler olabilir.

Mani nöbetleri genellikle ani başlar. Manik dönemdeki belirtiler: coşku ve aşırı hareketlilik, umursamaz saldırganlık; çok konuşma, uyku ihtiyacının azalmasına ragmen enerji artması, dikkatte azalma ve dikkat dağınıklığı, özgüven artışı, büyüklük fikirleri, aşırı para harcama, sesler duyma, hayaller görme, aşırı ve riskli cinsellik isteği duyma şeklindedir.

Depresif dönemler genellikle sinsi başlar. Depresif dönemdeki belirtiler ise; dikkatin azalması ve dikkatini toplayamama, öfke, tahammülsüzlük, suçluluk duygusu, kafa karışıklığı, sinirlilik, üzüntü, mutsuzluk, ağlama, benlik saygısında düşüş ve özgüven azalması, eskiden severek yapılan etkinliklere karşı isteksizlik, enerji kaybı ve uyku problemleridir.

İlkbahar-yaz aylarında kişiler, genellikle, manik belirtiler gösterirler. Özellikle enerji artışına bağlı  coşkunluk,  saldırganlık, öfke patlamaları ve aşırı para harcama ortaya çıkabilir. Bu sebeple özellikle ilkbahardan yaz aylarına geçilirken çok dikkatli olunması gerekmektedir. Sonbahar-kış aylarında ise, genellikle depresif belirtiler gösterirler. Örneğin mutsuzluk, umutsuzluk gibi.

Bipolar Bozukluk tanısı almış çoğu hasta; uygun tedavi ve sosyal destek ile ruh halini dengelemeyi başarabilmektedir. Hastalık hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olunursa, tedavi için gerekli içgörü o kadar kolay gelişir. Örneğin tanı ne kadar erken koyulur ve tedavi sürecine ne kadar erken başlanırsa, iyileşme süreci de daha başarılı olur. Bu sebeple hasta yakınlarının hastayı doktora gitmesi hususunda cesaretlendirmesi, anlayışlı ve sabırlı olması, hastalığın kendi kendine geçeceği ya da azalacağı şeklinde inanışların varsa terk edilmesi hastalık seyrini olumlu etkileyecektir.  Bipolar Bozukluk hayat boyu kontrol edilmesi gereken bir hastalıktır.

 

Aile ve  Yakınların Desteği

Çevresinden sevgi ve destek gören bipolar bozukluk hastaları daha hızlı iyileşme gösterirler, manik ve depresif dönemlere daha az girerler ve hastalık belirtilerini daha az yaşarlar. Aile üyeleri hastalığı ve yaşanabilecek zorlukları kabullendiği zaman başa çıkma yetenekleri de artar. Hep hatırlanması gerekir ki, ruhsal hastalıklar hiç kimsenin suçu değildir. Düzenli tedaviler ile şikayetlerin büyük oranda geçmesine rağmen, bazı belirtilerin uzun süre devam ettiği görülmektedir. Bu yüzden her zaman gerçekçi olmak ve çok büyük beklentiler içerisine girmemek gerekmektedir. Hastalık dönemlerini kişinin kendi kendine ya da sizin tavsiyelerinizle atlatması mümkün değildir. Özellikle, ‘bu şekilde davranmayı kes’ ya da ‘kendi iradenle de yenebilirsin’ gibi cümleleri kullanmaktan kaçınmalısınız. Stres pek çok hastalıkta olduğu gibi bipolar bozukluk  hastalarının da sıkıntılarının daha da artmasına yol açar. Bu yüzden aile yakınları hastanın sorumluluklarını paylaşmak ve düzenli bir yaşam oluşturmasına yardım etmek konularında destekleyici olmalıdırlar.

Duygusal destek vermenin yanı sıra, hastaya yardım etmenin en iyi yolu onu doktora gitmesi ve tedavisine düzenli devam etmesi konusunda desteklemektir. Hastanın durumunu tam olarak anlayabilmesi her zaman  mümkün olmayabilir. Bu sebeple onu doktora gitmeye ikna etmek çok kolay olmayabilir. Özellikle  manik dönemdeyken, çok iyi hissettiklerinden; depresyondayken ise  yardım arayacak enerjileri olmadığından tedavi arayışında olmayabilirler.  Gerekirse önceden doktoru arayarak, yakınınızın durumu hakkında bilgi verebilirsiniz.

 

Tedavi Süreci

Düzenli ilaç kullanımı, ruhsal durumu düzene koyduğu ve atakların tekrarlama ihtimalini azalttığı için tedavinin en önemli yapıtaşlarından birisidir. Fakat birçok hasta gerek manik süreçte olmaktan hoşlandığından, gerekse ilaç yan etkilerinden rahatsız olduğundan; ilaç kullanımını reddeder. Hasta yakınları her zaman ilaç kullanımının önemi ve düzenli kullanma gerekliliği konusunda hastayı cesaretlendirmelidir.

Tedavinin akut tedavi ve koruyucu tedavi olmak üzere iki basamağı vardır. Akut tedavi hastalık belirtileri başlar başlamaz, belirtileri mümkün olduğunca hızla yatıştırmak için uygulanır. Bu dönemde hastanede yatış da gerekebilmektedir. Koruyucu tedavi ise yeniden hastalanmayı engelleme amacı taşır. Akut tedavide öncelik ilaçlarla tedavidir. Ancak şiddetli hastalık durumunda, intihar riski varsa ya da daha önce ilaç tedavilerine bilinen direnç varsa elektrokonvulsif tedavi (EKT) uygulanabilir. Yeni ilaçlar ile EKT'ye ihtiyaç oranı azalmıştır ancak hala EKT çok etkili bir tedavidir.

Hastalığı Anlamak

 

Unutulmamalıdır ki özellikle manik sürecin ortalarındayken, hastaların genellikle kırıcı olmaları  ya da utanç verici şeyler söylemeleri; depresyondayken de hastaların huzursuz, ilgisiz  ve sinirli olmaları hastalığın sonucudur. Atak dönemlerinde bu tarz davranışlar karşısında ne yapılması gerektiği önceden planlanmalıdır. Örneğin; belirtiler arttığı dönemde kredi kartlarını almak  gibi.  Kriz planı yapmak yardımcı olabilir örneğin: kriz anında aranabilinecek doktor ismi ve numarasını bir yere not etmek gibi.

İntihar ya da şiddet durumunda hasta yakınları olarak tek başınıza başa çıkmaya çalışmayın. Hastanın yanından ayrılmayın ve ambulansı arayın.

 

Hastalığın Süreci

Tedaviye başlamasına rağmen zaman zaman ataklar izlenebilir. Hasta bu değişimleri fark edemeyeceğinden  hasta yakınlarının hastayı düzenli olarak takip etmesi ve gerekli anlarda doktora başvurması için yönlendirmesi çok önemlidir.

Yorumlar


Yorum bulunamadı.

© Kocaeli Sağlık Bilimleri Üniversitesi Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2017