Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kocaeli Derince Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Cildiye Hekimlerinden Uz. Dr. Burcu Sarıgöl İle “Güneşin Cildimize Etkileri” Konulu Röportajımızı Gerçekleştirdik.


 Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Cildiye Hekimlerinden Uz. Dr. Burcu Sarıgöl ile “Güneşin Cildimize Etkileri” konulu röportajımızı gerçekleştirdik.

Burcu Hanım öncelikle sizi biraz tanıyabilirmiyiz?

BURCU SARIGÖL 1985 yılında Uşak ta doğdum. İlk,orta ve lise eğitimimi Uşak ta tamamladım. 2003 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesine başladım ve 2009 yılında mezun oldum.2009-2014 yılları arasında Pamukkale Üniversitesinde uzmanlık eğitimi aldım.08.01.2016 tarihide Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesinde göreve başladım.

Güneşin etkisinin arttığı bu günlerde güneşe bağlı istenmeyen etkiler nelerdir?

Güneş maruziyeti sonrası erken dönemde ciltte güneş yanıkları ve bronzlaşma, geç dönemde ise cilt yaşlanması ve kanser gelişimi görülebilmektedir.

-Güneş yanıkları

Güneşe maruziyetten 3 ile 5 saat sonrasında oluşur ve ağrı, kızarıklık ve dokunmakla ısı artışı görülür. Daha ciddi güneş yanıklarında ise su toplama ciddi ağrı, ödem ve ateş görülebilir. Tedavisinde ağrı kesici, soğuk uygulama, aloe vera içren nemlendiriciler kullanılabilir. Ciddi güneş yanıklarında ise mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.

-Bronzlaşma

 Bronz deri daha hoş ve sağlıklı gibi görünse de, uzun vadede kırışıklıklarınızı, lekelerinizi ve en önemlisi deri kanseri riskini önemli oranda arttıracaktır.

-Güneş lekeleri

Çiller: özellikle yüze yerleşen küçük kahverengi lekelerdir. Güneşe maruz kalma ile belirginleşip kışın solarlar. 

Lentigolar:Güneş gören yerlerde oluşan çillerden daha büyük ve kışın gerilemeyen kahverengi lekelerdir. Açık renk derilerde, sarışınlarda ve orta yaş üstünde daha sık görülmektedir.

Açık renkli lekeler(hipomelenoz): Kol ve bacakların alt kısımlarında görülürler. Birkaç milimetre çaplı, yuvarlak ve açık renk lekelerdir. 

Melazma (kloazma): Çeşitli nedenlerle ışık duyarlılığı(fotosensitivite) olan kişilerde yüzde oluşan yaygın koyu renkli lekelerdir. Işık duyarlılığı yapan nedenlerin en sık görülenleri gebelik, bazı ilaçlar(doğum kontrol hapları, sakinleştirici, idrar söktürücü, antibiyotik, ağrı kesicilerden bazıları), bazı besinler (havuç, kereviz, dereotu, limon, bergamut, baklagiller, incir)dir

-Cilt yaşlanması

Tüm insanların derisinin zamanla yaşlandığı güneş ışınlarına uzun süreler maruz kalmanın bunu hızlandırdığı bilinmektedir. Ultraviyole ışınları, derideki hücrelerin DNA’sında doğrudan hasara neden olur. Derinin kollojen ve elastin yapısını bozar.

-Cilt kanseri

Deri kanserlerinin önlenebilen risk faktörlerinin başında korunmasız güneş maruziyeti gelir. Tüm güneş maruziyetinin %50’i çocukluk dönemindedir. Çocukluk ve ergenlik dönemindeki güneş yanıkları, ileride gelişebilecek deri kanserleri açısından çok risklidir. Herhangi bir yaşta, beşten fazla güneş yanığı olması da “melanom” denilen ve ölümcül olabilen deri kanseri riskini iki katına çıkarır. Yaşam boyu güneşe maruz kaldığımız toplam süre ile ilişkili olarak melanom dışı deri kanserleri gelişim riski artmaktadır.

Yaz aylarında güneşten nasıl korunmalıyız?

Güneşten korunmada dikkat edeceğimiz en önemli basamak özellikle güneş ışıklarının en dik olduğu saatler olan 10:00-16:00 arasında güneşten kaçınmaktır. Dışarıda olduğumuz saatlerde de daima gölgede durmak tercih edilmelidir. Yalnızca açık ve güneşli havalarda değil, bulutlu ve kapalı günlerde de ultraviyole ışınlarının %80’i dünya yüzeyine ulaşır. Normal pencere camının UVB’yi geçirmediği, ancak UVA ışınlarının geçmesine engel olmayacağı unutulmamalıdır. Giysilerimiz güneşten korunmada önemli bariyer oluştururlar. Şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. İdeal olarak 10 cm güneşliği olan şapka kullanımıdır. Şapka seçimi yaparken ışığa tutularak bakılmalı, ışık geçirmeyen dokuma tercih edilmelidir. Kalın kumaşlar, sıkı dokunan kumaşlar, yıkama ile hafif çekmiş kumaşlar, polyester giysiler daha yüksek koruyucu özelliğe sahiptir. Solmuş giysilerin, ıslanmış giysilerin koruyucu özelliği daha düşüktür. Normal bir pamuklu tişört güneş ışınlarını %50 geçirirken, ıslak bir tişörtün %60-70 geçireceği akıldan çıkartılmamalıdır. Güneş ışınlarının gözdeki etkilerini ve katarakt oluşmasını önlemek için tam UVA-UVB filtreli güneş gözlükleri kullanılmalıdır.

Güneş koruyucularının cildimizi korumadaki etkisi nedir?

Güneşten koruyucular, güneşe karşı önemli bariyerlerimizdir. Güneş koruma faktörü (=SPF)cm2 2mg güneş koruyucusu sürdükten sonra, o bölgede kızarıklık oluşturabilecek UV ışını dozunun, ürün sürülmemiş alanda kızarıklık oluşturabilecek UV dozuna bölünmesi ile elde edilen değerdir.’’ Geniş spektrumlu’’ ibaresi ürünün hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağladığı anlamına gelir. SPF 2-12 olan ürünler düşük, SPF 12-30 olan ürünler orta derecede, SPF 30-50 olanlar yüksek SPF 50 üzeri olan ürünler ise en yüksek koruma sağlar. Güneş koruyucular doğal deri rengine uygun şekilde seçilmeli, açık tene sahip kişiler daha yüksek koruma faktörlü kremleri tercih etmeli, ancak koyu tene sahip olunsa da yani her deri tipinde güneş koruyucular kullanılmalıdır. Güneşin zararlı etkileri sarışınları daha çok etkiler ama her deri renginde görülür. Ortalama güneş alan bölgelerde kış aylarında SPF 15 kullanımı yeterli olsa da, yaz aylarında bu değer yetersiz kalır. SPF 15’ in altında koruma kullanılmamalı, yaz ayları için en az 30 koruma faktörlü kremler kullanılmalıdır. Koruyucular, dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli, 2-4 saatte bir yenilenmelidir. Güneşten koruyucular suya dirençli (su ile 40 dakikalık temastan sonra da SPF değerlerini korurlar) veya su geçirmez ( su ile 80 dakikalık temastan sonra da SPF değerlerini korurlar) olabilir. Denizde, suda uzun süre kalınacağı dönemlerde suya dayanıklı formüller tercih edilmelidir.

Güneş koruyucularının etkili olabilmeleri açısından bol miktarda kullanımları çok önemlidir. Güneşten koruyucuların UV’ye maruz kalan tüm alanlara yeterli kalınlıkta, katman oluşturacak şekilde ovalamadan uygulanması gerekir. İdeal olarak kremler 2 mg/cm2 sürülmelidir. Erişkin bir bireyde tüm vücut için ortalama 30 gm sadece yüz dikkate alındığında kabaca 1/3 çay kaşığı kadar ürün idealdir. Bu miktarın dörtte biri sürüldüğünde, ürünün koruyucuğu 8 kat düşmektedir. Güneşten koruyucu seçerken hem UVA hem de UVB’ye karşı koruma sağlayan geniş spektrumlu ürünler seçilmelidir.  Güneşten koruyucular, güneşe maruziyet süresini uzatabilmek için kullanılmamalıdır; çünkü böyle bir kullanım bazı güneşten koruyucular tarafından filtre edilmeyen ya da daha az filtre edilen dalga boylarına maruziyeti artırabilir.

Güneş koruyucu kullanımının D vitamini sentezine engel olacağı korkusu hastaların korunmadan kaçınmalarına neden olmuştur. Oysa, sadece yüz ve el sırtlarının güneşe günde 10-20 dakikalık maruziyeti, düzenli güneş koruyucu kullanılsa dahi maksimal vitamin D üretimini sağlar Bronzlaşma, D vitamini üretimini azaltır. Gereğinden fazla üretilen D vitamini ise var olan D vitaminine toksin etkiyle yıkılmasına neden olur. Artan yaşla birlikte deriden D vitamini sentezi ileri derecede azalır. Bütün bu sebeplerden dolayı, D vitamini eksik olduğu takdirde, sentezi için karsinojen olduğu kesin olarak bilinen güneş ışınları yerine, dışarıdan D vitamini desteği alarak bu eksiğin giderilmesi daha mantıklı görünmektedir.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Cildiye Hekimi Uz. Dr. Burcu Sarıgöl’e verdiği bu yararlı bilgilerden dolayı teşekkür ediyoruz.

Yorumlar


Yorum bulunamadı.

© Kocaeli Sağlık Bilimleri Üniversitesi Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2017